ADALET BAKANI SAYIN BEKİR BOZDAĞ'IN KONUŞMASI

TBMM'mizin saygıdeğer Başkanı, değerli Danıştay Başkanım, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonumuzun değerli Başkanı, değerli Yargıtay Başsavcımız, İngiltere'nin saygıdeğer Ankara Büyükelçisi Richard Moore ve değerli misafirler, ben de Uluslararası Mağdur Hakları Sempozyumu'nun başında hepinizi sevgi ve saygı ile selamlıyor, sempozyumun başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Düzenlenen sempozyum, Türkiye'de mağdur haklarının tanıtılması ve mağdurlar için yeni adımların atılması, yeni uygulamaların devreye sokulması adına büyük bir imkan, bilgi ve tecrübe paylaşımına fırsat verecektir. Ben bu vesile ile böylesi bir uluslararası sempozyumu tertip eden TBMM'ye, Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı'na, Adalet Akademisi Başkanlığımıza ve İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Sayın Richard Moore'a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Umarım bu sempozyum süresince ortaya konan fikirler ve ortaya konan bilgiler hem bu alandaki farkındalığın oluşmasına katkı sağlayacak, hem de hükümet olarak atacağımız yeni adımlar konusunda bizim için yol gösterici olacaktır.

Sayın Başkanım, değerli misafirler,

Anayasanın 2. maddesine göre; Cumhuriyetimizin niteliklerinden bir tanesi de, sosyal bir hukuk devleti olmasıdır. Sosyal bir hukuk devleti olmanın gereği olarak sadece şüpheli, sanıklar, mahkûmlar değil; mağdurlar üzerinde de mutlaka devletimizin, hukuk devleti anlayışımızın gereği olarak koruyucu, destekleyici, geliştirici adımları uygulamamıza ve mevzuatımıza yansıtmamız gerekmektedir.

Değerli misafirler,

Yargılama sonucunda sanığın mahkûm edilmiş olması tek başına mağduru tatmin etmemektedir. Bunun yanı sıra mağdur, kendisine yöneltilen eylemin sonuçlarını mümkün olduğunca ortadan kaldırılmasını, uğradığı zararın telafi edilmesini, psikolojisinin onarılmasını, manevi bakımdan da tatmini, daha başkaca beklentileri söz konusudur. Bu da yapılması gereken bir durumdur. Mağdur hakları sadece bizim Anayasamızda veya Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan bir durum değil; aynı zamanda bizim medeniyet anlayışımızın ve kültürümüzün de özünde yer alan bir haktır. Mağdurların haklarını yasal güvenceye bağlamak, uygulamayı geliştirerek mağdurlara etkili destekler sağlamak hükümetimizin en önde gelen amaçları arasında bulunmaktadır.

Değerli misafirler,

Benden önceki konuşmacılarında ifade ettiği gibi bu konuda hükümetlerimiz tarafından atılmış önemli adımlar vardır. Bu kapsamda belki de mağdur hakları alanında Ceza Muhakemesi Hukuku'nda ilk adımlar 2005 yılında atılmıştır. Meclis Başkanımızın, Adalet Bakanlığı döneminde onun riyasetinde yapılan çalışmalarla yasalaştırılan Ceza Muhakemesi Kanunu'nda, o güne kadar adli yardım konularında yok sayılan, görmezden gelinen, herhangi bir desteğe konu edilmeyen mağdurlara adli yardım yapılmasının yolu açılmıştır. Bu belki de tek başına yeterli değil; ama Türkiye'de atılmış tarihi bir adım olması bakımından da, özellikle hukukumuzda ilk defa yer almış olması bakımından da son derece önemlidir. Sadece hak denildiği zaman şüpheli, sanık ve mahkûmun haklarının akla geldiği; insan hakları derneklerinin, uluslararası pek çok sözleşmenin AİHM'nin dahi hak denildiğinde, şüpheli, sanık ve mahkûmla ilgili konuları ele aldığı bir ortamda, dünyanın pek çok konusunda bu konu esasen unutulmaya terk edilmiş bir konu olarak yer alırken, Türkiye'de yapılan değişiklik ile mağdurlara adli yardım yapılmasının önünün açılması son derece önemli olmuştur.

Bir diğer önemli adım, Denetimli Serbestlik müessesinin de hukukumuzda yer almış olmasıdır. Denetimli Serbestlik müessesinin görevleri arasında mağdurlara dönük birtakım düzenlemeler var. Onlara mükellefiyet yükleyen düzenlemeler var. Bunlar çerçevesinde Denetimli Serbestlik Kurumu, mağdurlara dönükte çalışmalar yürütmektedir. Bundan sonra bu çalışmaların kapsamını genişletmek elbette bizim vazifemiz, daha önemli adımları hep beraber atmamız gerekir.

Değişik konularda, özellikle mağdur hakları ile ilgili çalışmalar yürütüldü. Hem Bakanlığımız tarafından, hem TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından çalışmalar yapıldı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonumuz Başkanının burada ifade ettiği gibi, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun alt komisyonu marifeti ile ortaya koyduğu rapor, son derece kıymetli bir rapor olup; hem Türkiye'nin eksikliklerini göstermesi, hem de yapılması gerekenleri belirlemesi bakımından bizim için yol gösterici olma özelliğini korumaktadır. Bakanlık olarak bu rapordan geniş kapsamlı bir biçimde istifade ederek çalışmalarımızı yürütüyoruz ve bu raporun hayata geçirilmesi konusunda önemli adımları önümüzdeki günlerde atacağımızı da buradan ifade etmek isterim.

Zira mağdur haklarına ilişkin kanun tasarı taslağı çalışmaları son noktaya gelmiş durumdadır. Bu sempozyumda ortaya çıkacak bilgiler, tecrübeler ve öneriler çerçevesinde de bu tasarı taslağı şekillenerek TBMM'ye sevk edilecektir. Yasalaşması içerisinde, Meclis Başkanımızın desteği ile kısa sürede yasalaşacağını da umuyorum. Zira Meclis Başkanımızın bu konudaki destekleri her zaman ortadadır. Bugün bir sempozyum düzenliyoruz; ama bu sempozyum 1. Mağdur Hakları Sempozyumu değil esasında; bu 2.si çünkü daha önce de Meclis Başkanımızın himayesinde TBMM'de böylesi önemli bir konunun tartışılmasına imkan sağlanmıştır. Ben eminim ki yasalaşması konusunda da bir pozitif ayrımcılık bu tasarıya tanınacaktır.

Ayrıca Bakanlık olarak, mağdur hakları alanında ortaya çıkan konuların havada kalmaması ve uygulamaya yansımasını temin bakımından, 2013 yılında dönemin Adalet Bakanı Sayın ERGİN'in onayı ile Bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur. Bu bir kurumsal yapıdır. Doğrudan bir yasa maddesine dayanmasa bile Bakanlığın kanununa dayanan, esasında yasada da karşılığı olan bir adımdır. Yoksa biz böyle bir daireyi kuramazdık. Onun için yasal dayanaksız değil, dayanağı olan bir dairedir. Ama biz bu dairenin görevlerini tartışmasız tanımak, yetkilerini tartışmasız ortaya koymak ve bu konuda bütün kurumlarla işbirliği koordinasyonu içerisinde çalışmalarını temin etmek bakımından, mağdur hakları yasa tasarısının son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bu tasarıyı kısa zaman içerisinde yasalaştıracak adımları atacağız.

Spesifik olarak da hükümet olarak mağdur olan insanlarla ilgili çok değişik çalışmalar yapılmaktadır. Şiddet mağduru kadınlarla ilgili, çocuklarla ilgili, suç mağduru kadın ve çocuklarla ilgili, uyuşturucu çetelerinin mağduru olmuş uyuşturucuya bulaşmış, alkol bağımlılığı olmuş gençlerimiz, insanlarımız ile ilgili de değişik kanunlardan kaynaklanan yetkiler çerçevesinde hükümet olarak, devlet olarak pek çok çalışmayı yürütüyoruz. Ayrıca yine terör saldırıları nedeniyle hayatını kaybeden insanlarımız ile ilgili de önemli adımlar attık. Bu konuda da onların acılarını dindirme imkanımız yok; ama onların ortaya çıkacak birtakım sıkıntılarını gidermek maksadıyla değişik adımlar attık, değişik çalışmalar yaptık. Bu anlamda bu çalışmaların neler olduğunu da bizim ortaya koyup, onu da derli toplu bir şekilde kamuoyuna açıklamamızda fayda olduğunu düşünüyorum.

Ben tekrar bu sempozyumun hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini Cenab-ı Allah'tan temenni ediyorum. Sempozyuma katkı veren bütün kurumlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Diyarbakır'da hain terör saldırısında hayatını kaybeden şehidimize Allah'tan rahmet; ailesine, milletimize, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne başsağlığı diliyorum. Maden faciasında hala kendilerine ulaşılamayan insanlarımız için Rabbime dua ediyorum. Devletimiz, hükümetimiz onlara ulaşmak için her türlü imkan ile seferber olmuş durumdadır. Devlet bütün gücüyle ulaşmak için gayret içerisindedir. Umarız ki sağ bir şekilde ulaşma imkanı bulunur ve onlar ailelerine kavuşur. Bu vesile ile tekrar sempozyumun hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygı ile selamlıyorum.

T.C. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Mağdur Hakları Resmi Web Sitesi © 2015 Tüm Hakları Saklıdır.

Webportal