Tarihçe

Mağdur yalnızca kendisine yönelik suç işleyen failin cezalandırılmasını değil aynı zamanda kendisine yöneltilen eylemin doğurduğu sonuçların da mümkün olduğunca ortadan kaldırılmasını ve uğradığı zararın telafi edilmesini beklemektedir. Modern dünyada mağdur hakları alanında atılan yeni adımlar daha çok bu beklentiyi karşılama amacına yöneliktir. Ceza hukukunda 1950’li yıllardan itibaren, suç mağdurlarının haklarına da yer verilmesi gerektiği kabul edilmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda günümüz ceza hukuku sisteminde cezalandırıcı adalet anlayışından onarıcı adalet anlayışına geçiş sağlanmış ve bu doğrultuda mağdurun zararlarının telafi edilmesi anlayışı ön plana çıkmıştır.

Türk ceza adalet sistemine ilişkin yürütülen reform çalışmaları 2005 yılında büyük bir ivme kazanmış ve bu kapsamda Ülkemizin temel ceza mevzuatı niteliğindeki kanunlar, modern dünyada geçerli olan insan odaklı yaklaşımlar dikkate alınmak suretiyle yenilenmiştir. Türk ceza adalet sistemimize mağdur haklarının korunmasına yönelik temel hükümler 2005 yılında yürürlüğe sokulan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu ile girmiştir.

Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere kırılgan gruba dahil olan mağdurların adalete erişimlerinin güçlendirilmesi sosyal hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Bu bağlamda Ülkemizde yasal, kurumsal, yapısal, sosyo-ekonomik ve kültürel alanda bir takım yeni uygulamalar geliştirilmesi ihtiyacı üzerine suç mağdurlarının sorunlarının çözümü için 2013 yılı Kasım ayında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur. Mağdur Hakları Daire Başkanlığı, suç sonrası fiziksel ve ruhsal yönden en zayıf dönemini geçiren, destek bekleyen mağdurlara rehberlik ve destek hizmeti sunacak bir teşkilat olarak, adli süreçte Devletin suç mağdurlarının yanında olduğunu gösteren çalışmalar gerçekleştirmiştir.

2019 yılında yürürlüğe sokulan 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan bir kısım düzenlemeler sonrasında adli süreçte mağdurlara sağlanan psiko-sosyal destek hizmetlerinin kapsamı ve adli süreçteki koruma halkası güçlendirilmiş, sadece aile ve çocuk mahkemelerinde sağlanan uzman desteği tüm soruşturma ve kovuşturma aşamalarını kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Yapılan bu düzenlemeleri tamamlayıcı nitelikte hükümler ihtiva eden 10 Haziran 2020 tarihli ve 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile birlikte mağdur hakları konusunda atılan adımlara yenileri eklenmiştir. Böylece Ülkemizde mağdurlara sunulacak hizmetler ile bu hizmetleri sunacak teşkilatlanmayı belirleyen bir düzenleme hayata geçirilmiştir. Suç mağdurlarına sağlanan hizmet ve yardımlara ilişkin esasları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine dair görev, yetki ve sorumlulukları düzenleyen anılan Kararname ile "Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı" Adalet Bakanlığı bünyesinde ana hizmet birimi olarak kurulmuş ve adliyelerde "Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri" nin yaygınlaştırılması öngörülmüştür.

Kuruluşundan bugüne kadar Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığınca ulusal ve uluslararası nitelikte bir çok çalışma gerçekleştirilmiştir. Başta Yargı Reformu Strateji ve Adalet Bakanlığı Stratejik Planında yer alan hedefler olmak üzere, ulusal ve uluslararası alandaki gelişmeler ile iyi uygulama örnekleri de takip edilmek suretiyle suç mağdurlarına ilişkin hak ve hizmetlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir.